Yahudi Göçünün Ardındaki Yapay Terör ve Gizli Ajanda
Siyonizmin Karanlık Yüzü: "Yahudi Göçünün Ardındaki Yapay Terör ve Gizli Ajanda"
Kanada merkezli Independent Jewish Voices (Bağımsız Yahudi Sesleri) örgütünün kurucu üyelerinden tarihçi Prof. Dr. Yakov Rabkin’in çarpıcı açıklamaları, İsrail’in kuruluş sürecinde ve sonrasında yürütülen nüfus mühendisliğinin ve Yahudi cemaatlerine yönelik algı operasyonlarının perde arkasını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Prof. Dr. Rabkin, Siyonist hareketin kendi amaçları doğrultusunda, yüzyıllardır barış içinde yaşayan Yahudi ve Müslüman toplumların arasına nasıl nifak tohumları ektiğini ve bizzat Yahudi sivilleri hedef alan manipülatif eylemler gerçekleştirdiğini somut örneklerle aktarıyor.
Müslüman Kılığında Yahudilere Taciz ve Terör
Rabkin’in aktardığı tarihi gerçeklere göre, Siyonist komiteler Fas gibi Yahudi nüfusunun yoğun olduğu ülkelerde, Müslüman kılığına girerek Yahudi mahallelerinde ve cemaatlerinde yapay krizler çıkardı.
Siyonist militanların yerel halkı provoke etmek, Müslümanları barbar ve saldırgan göstermek adına Yahudi genç kızları taciz ettiği ve aileler üzerinde planlı bir korku imparatorluğu kurduğu belirtiliyor.
"Siyonistler Müslüman gibi giyinir, kimsenin onları tanımadığı başka şehirlere gider ve ailelerini korkutmak için Yahudi kızları taciz ederlerdi." — Prof. Dr. Yakov Rabkin
Bu eylemlerin temel amacı, Müslüman coğrafyasında güven içinde yaşayan Yahudileri huzursuz ederek, onları asırlardır ikamet ettikleri topraklardan İsrail’e göç etmeye mecbur bırakmaktı.
Irak ve Mısır’da Sinagog Patlamaları: Siyonistlerin Nüfus Mühendisliği
Haber konusu videoda, İsrail hükümetinin Irak yönetimiyle Yahudilerin ayrılmasına izin veren bir anlaşma yapmasına rağmen, Irak Yahudilerinin kurulu düzenlerini bırakmak istemedikleri vurgulanıyor.
Arapça konuşan, kendilerini o kültürün bir parçası olarak gören ve gitmeye niyetli olmayan Yahudileri "harekete geçirmek" için Siyonist aktivistlerin bizzat Yahudi kurumlarına ve sinagoglara yönelik bombalı terör eylemleri düzenlediği ifade ediliyor.
Benzer yapay terör ve provokasyon süreçlerinin sadece Irak’ta değil; Mısır ve Fas gibi diğer Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde de sistematik bir şekilde uygulandığı tarihsel bir veri olarak sunuluyor.
Coğrafyaya Göre Değişen Yöntemler: Avrupa ve Amerika’da "Sosyal Terör"
Siyonist hareketin bu manipülatif ve baskıcı eylemleri sadece Müslüman ülkelerle sınırlı kalmadı. Kurulu düzenini bırakıp Filistin’e gitmek istemeyen zengin ve entelektüel Batı Yahudilerini ikna etmek veya kontrol altında tutmak için Avrupa ve Amerika’da da coğrafyanın şartlarına uygun farklı kirli yöntemler devreye sokuldu. Şöyle ki:
Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı Sonrası Baskılar
Almanya'daki toplama kamplarından kurtulan Yahudilerin büyük kısmı ABD veya Batı Avrupa ülkelerine yerleşmek istiyordu.
Siyonist örgütler (Haganah ve Irgun gibi), bu mültecilerin Batı’ya gitmesini engellemek için kamplarda yoğun psikolojik baskı uyguladı, gitmekte ısrar edenleri "hain" ilan etti ve Avrupa'daki yetim Yahudi çocukları gizli şebekelerle kaçırarak Filistin'e taşıdı.
Amerika’da Karakter Suikastları ve Şantaj
ABD, Siyonizm için bir göç kaynağından ziyade bir "para ve siyasi güç" deposu olarak dizayn edildi. Siyonist ajandaya, işgale veya bir Yahudi devletinin kurulmasına karşı çıkan anti-Siyonist Amerikalı Yahudi aydınlar, iş insanları ve hahamlar "kara listelere" alındı.
Kara listeye alınan kişilere "kendinden nefret eden Yahudi" veya "hain" damgası vurularak sosyal ve ekonomik olarak hayatları karartıldı. Siyasi arenada ise Siyonist lobilere biat etmeyen Amerikalı siyasetçiler, medya gücüyle anında "anti-semitist" ilan edilerek tasfiye edildi.
"Yahudiler Siyonizm İçin Sadece Birer İnsan Malzemesidir"
Prof. Dr. Rabkin’in analizinde ve tarihsel verilerde en dikkat çekici noktalardan biri de Siyonist ideolojinin insana bakış açısıdır. David Ben-Gurion gibi kurucu figürlerin yaklaşımlarına bakıldığında, Siyonizm için bireyin veya Yahudi hayatının bir kutsallığı olmadığı, her şeyin "devletin çıkarı ve inşası" için feda edilebileceği görülüyor.
Avrupa'daki Yahudi nüfusunun azalmasıyla birlikte, acil insan gücü (asker ve işçi) ihtiyacını karşılamak adına gözünü Arap ülkelerindeki Yahudilere diken kurucu irade; Doğu'da bombalı eylemlerle (fiziksel terörle), Batı'da ise şantaj, fon kesme ve siber/sosyal linçle (sosyal terörle) kendi dindaşlarını rehin almıştır.
Sonuç: Küresel Bir Tehdit ve Ajanda
Ortaya çıkan bu tanıklıklar ve tarihi belgeler, İsrail’in kuruluş kodlarında barışçıl bir sığınak arayışından ziyade, kendi cemaatine dahi kumpas kurmaktan çekinmeyen, terörize yöntemleri ve şantajı meşru gören küresel bir organizasyon yapısının hakim olduğunu gösteriyor.
Günümüzde de dünyada yükselen her haklı eleştiriyi "anti-semitizm" kalkanıyla bastırmaya çalışan, Batı medyasını ve siyasetini rehin alan agresif politikaların temeli, geçmişte bizzat kendi insanlarına karşı işlenen bu karanlık operasyonlara dayanıyor.
