Timber Sycamore: CIA’nın Suriye’deki Gizli Savaşı Nasıl Başladı, Neden Sona Erdi?
Timber Sycamore: CIA’nın Suriye’deki Gizli Savaşı Nasıl Başladı, Neden Sona Erdi?
Suriye savaşı yalnızca Şam yönetimi ile silahlı muhalifler arasında yürütülen yerel bir iç savaş değildi.
ABD, Rusya, İran, Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar gibi bölgesel ve küresel aktörlerin farklı grupları desteklediği çok katmanlı bir vekâlet savaşına dönüşen çatışmanın en dikkat çekici unsurlarından biri, CIA’nın yıllarca kamuoyundan gizli yürüttüğü “Timber Sycamore” operasyonuydu.
Obama yönetiminin gizli Suriye hamlesi
Suriye’de 2011’de başlayan ayaklanmanın silahlı çatışmaya dönüşmesinin ardından Washington, Beşşar Esad yönetimi üzerindeki baskıyı artırmanın yollarını aramaya başladı.
CIA’nın Suriye’deki faaliyetleri başlangıçta doğrudan silahlandırmadan ziyade muhaliflere yönelik lojistik yardımlarla sınırlıydı. Ancak 2013’te Başkan Barack Obama’nın gizli talimatıyla operasyonun kapsamı genişletildi. CIA, seçilmiş Suriyeli muhalif grupları eğitmeye ve silahlandırmaya başladı. Bu operasyon "Timber Sycamore" kod adıyla yürütüldü.
Ancak sahada atılan adımların arkasındaki temel jeopolitik mantık, sanılanın aksine Esad rejimini kısa sürede devirmek değildi.
Gerek ABD gerekse Suriye’nin güney komşusu İsrail için asıl stratejik hedef; "savaşı olabildiğince uzatmak ve bölgeyi kontrol edilebilir bir yıpratma savaşına sürüklemekti."
Şayet istenilseydi, krizin ilk dönemlerinde Esad yönetimi askeri olarak çok daha hızlı ve kolay bir şekilde düşürülebilirdi. Fakat Washington ve Tel Aviv hattı, çatışmanın uzaması üzerinden çok daha geniş kapsamlı bölgesel hesapları devreye sokmayı tercih etti.
Suudi Arabistan operasyonun ana finansörlerinden biri oldu
Timber Sycamore’un en dikkat çekici yönlerinden biri, operasyonun yalnızca ABD kaynaklarıyla yürütülmemesiydi. Suudi Arabistan, CIA ile yakın koordinasyon içerisinde muhaliflere silah ve önemli miktarda finansman sağladı. CIA ise eğitim ve operasyonel koordinasyonun merkezinde yer aldı. Katar ve bazı diğer bölgesel aktörler de farklı kanallardan programa destek verdi.
Silahların önemli bir bölümü Doğu Avrupa ülkelerinden satın alınıyor, ardından Ürdün ve Türkiye üzerinden Suriye’deki muhalif gruplara ulaştırılıyordu. CIA’nın Ürdün’deki eğitim faaliyetleri özellikle önemliydi.
ABD ve Arap istihbarat servislerinin birlikte çalıştığı operasyon merkezleri üzerinden muhalif gruplar seçiliyor, eğitiliyor ve silahlandırılıyordu. 2015'te Washington Post, CIA’nın Suriye operasyonunun yıllık bütçesinin 1 milyar dolara yaklaşmış olabileceğini bildirdi.
TOW füzeleri, kontrollü denge ve yıpratma stratejisi
Timber Sycamore kapsamında sağlanan en önemli silahlardan biri Amerikan yapımı TOW tanksavar füzeleriydi. Bu füzeler, muhalif grupların Suriye ordusunun zırhlı araçlarına karşı ciddi bir üstünlük elde etmesini sağladı.
Ancak burada Washington’ın ince ayarlı "kontrollü güç" stratejisi devreye girdi. ABD, Esad yönetimini askeri baskı altında tutmak istiyor, ancak muhaliflerin kesin bir zafer kazanmasını da istemiyordu. Bu nedenle muhaliflere uçak ve helikopterlere karşı kullanılabilecek gelişmiş taşınabilir hava savunma sistemleri (MANPADS) vermekten titizlikle kaçındı.
Savaşın uzatılması stratejisi sayesinde Washington ve İsrail şu üç kritik hedefi aynı anda gerçekleştirmeyi amaçladı:
1. İran ve Rusya’nın Yıpratılması:
Savaşın uzaması, Şam’a destek veren İran ve Rusya ikilisinin Suriye bataklığında askeri ve ekonomik olarak tükenmesine, kaynaklarını sürekli buraya aktararak yorulmalarına imkân tanıdı.
2. Kuzey ve Kuzeydoğu’da YPG Yapılanması:
Çatışmalı ortamın yarattığı otorite boşluğu ve uzayan kriz, ABD'nin Suriye'nin kuzey ve kuzeydoğusunda YPG/PKK yapılanması üzerinden yeni bir özerk/garantör alan inşa etme projesine zemin hazırladı.
3. Ankara’nın Çelişkili Politikaları ve Türkiye'ye Kurulan Tuzak:
Türkiye ise bu karmaşık denklemde maalesef en büyük kafa karışıklığını yaşayan aktörlerden biri oldu. Ankara, krizin ilk günlerinden itibaren net ve tutarlı bir strateji belirlemek yerine; zaman zaman Washington ile ortak hareket eden, zaman zaman Rusya ve İran ile denge arayan son derece gel-gitli ve tereddütlü bir politika izledi.
Küresel güçlerin bölgedeki asıl niyetini ve tasarlanan büyük resmi kavramakta geç kalan Türkiye, başlangıçta Esad’ın düşeceğine odaklanıp sürece müdahil olurken, kriz derinleştikçe kucağında bulduğu devasa sığınmacı yükünü ve sınırındaki güvenlik krizini yönetmek zorunda kaldı.
Eş zamanlı yürütülen uluslararası algı operasyonlarıyla da "IŞİD’e göz yuman ülke" parantezine alınarak baskılandı.
“IŞİD’i CIA silahlandırdı” iddiası ve sahadaki kaos
Timber Sycamore hakkında zaman içinde "ABD doğrudan IŞİD’i silahlandırdı" şeklinde iddialar ortaya atıldı. Eldeki somut belgeler bu denklemi birebir doğrulamasa da, izlenen "savaşı uzatma ve kaosu derinleştirme" politikasının doğal bir sonucu olarak silahların IŞİD'e ve yakın gruplara sızması kaçınılmaz hale geldi.
CIA destekli grupların zaman zaman radikal unsurlarla aynı cephede savaşması da silahların el değiştirmesine zemin hazırladı.
Ayrıca CIA ve Suudi Arabistan tarafından Ürdün’e gönderilen silahların bir bölümünün Ürdünlü yetkililerce çalınarak karaborsaya aktarıldığı ve bu silahların radikal grupların eline geçtiği belgelendi. Dolayısıyla mesele, doğrudan bir silah devrinden ziyade, kaotik ortamın bilerek sürdürülmesinin yarattığı denetimsizlik problemiydi.
Rusya’nın müdahalesi ve değişen öncelikler
Timber Sycamore açısından kırılma noktası 2015’te geldi. Rusya’nın savaşa doğrudan müdahil olması ve İran destekli karasal güçlerin sahada yayılması, Washington’ın yürütmeye çalıştığı kontrollü yıpratma denklemini sarstı.
Öte yandan, sahadaki kriz uzatılırken kuzeydoğuda YPG ile kurulan ortaklık belirginleşmeye başladı. Washington açısından Suriye'de iki farklı hat oluştu: Bir tarafta Esad'ı ve müttefiklerini yıpratmayı hedefleyen ama sonu gelmeyen CIA operasyonu; diğer tarafta YPG ile yürütülen ve bölgede kalıcı bir Amerikan nüfuz alanı oluşturan Pentagon stratejisi.
Bir milyar dolarlık gizli program neden sona erdi?
Donald Trump’ın 2017’de başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte Timber Sycamore programı resmen bitirildi.
Kararın arkasında birkaç temel etken vardı: Program amacına ulaşmış, İran ve Rusya yıllarca Suriye'de yıpratılmış, kuzeydoğuda YPG üzerinden arzulanan yapı kurulmuş ve Türkiye, kendi içindeki tereddütlü adımlarının da etkisiyle uzun yıllar yönetmesi gereken ağır bir güvenlik ve sığınmacı yüküyle baş başa bırakılmıştı. Dolayısıyla Esad’ı tamamen devirmeden, rejimi felç edilmiş ve bölünmüş bir Suriye bırakmak Washington için o aşamada "yeterli" görüldü.
Timber Sycamore’un asıl hikâyesi ne?
Timber Sycamore, basit bir "muhaliflere yardım" operasyonu değil; küresel ve bölgesel aktörlerin Suriye’yi büyük bir jeopolitik laboratuvara dönüştürme stratejisiydi.
ABD ve İsrail’in başını çektiği bu yaklaşım, Esad’ı ilk günden devirmek yerine; Suriye’yi, İran’ı, Rusya’yı ve Ankara'yı bitip tükenmeyen bir krizin içine çekmeyi başardı. Ankara’nın olayı kavramakta geç kalan, duygusal ve tereddütlü hamleleri de bu sürecin Türkiye aleyhine ağırlaşmasına yol açtı.
Savaş uzatılırken kuzeyde YPG projesi olgunlaştırıldı; Türkiye ise sınırında devasa bir terör koridoru riski ve milyonlarca sığınmacıyla baş başa kalarak günü kurtarma politikalarına mahkûm edildi.
2017’de Timber Sycamore’un kapatılması, bir CIA operasyonunun bitmesinden ziyade; Suriye’nin kontrollü biçimde enkaz haline getirilmesi ve hedeflenen yeni bölgesel mimarinin altyapısının tamamlanması anlamına geliyordu.
