"Türkiye; Suriye, Libya, Irak ve Somali’de ABD-İsrail Düzenine Meydan Okuyor"
İsrail Basınından Türkiye Analizi: "Türkiye; Suriye, Libya, Irak ve Somali’de ABD-İsrail Düzenine Meydan Okuyor"
İsrail’in önde gelen yayın organlarından The Jerusalem Post’ta yayımlanan bir analiz, Ankara’nın son yıllarda sınır ötesinde kurduğu askeri ve stratejik denklemin, Washington ve Tel Aviv ortaklığıyla inşa edilmek istenen "Yeni Orta Doğu ve Doğu Afrika" düzenini nasıl felç ettiğini açıkça ortaya koydu.
Analizde, Türkiye'nin dört kritik cephedeki askeri varlığı, ABD-İsrail ittifakına yönelik doğrudan bir "meydan okuma" olarak tanımlandı.
Orta Doğu’da kartların yeniden karıldığı ve bölgesel çatışmaların eksen değiştirdiği bir dönemde, İsrail kanadından Türkiye'nin dış politika ve askeri doktrinine dair ezber bozan bir itiraf geldi.
The Jerusalem Post gazetesinde Anthony Avice Du Buisson imzasıyla yayımlanan geniş çaplı analizde, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin dışarıda "dizginlenemez bir askeri güç projeksiyonu" uyguladığı belirtildi.
İsrail analizine göre Ankara; iç politikadaki konsolidasyonunu tamamladıktan sonra tüm enerjisini ve savunma sanayii gücünü jeopolitik sınırları genişletmeye harcadı. Makalede, Türkiye'nin askeri ayak izini bıraktığı Suriye, Libya, Irak ve Somali hatlarının, aslında ABD ve İsrail'in bölgede kurmak istediği yeni hegemonya tasarımıyla taban tabana zıt olduğu ve bu mimariyi tehdit ettiği vurgulandı.
"Dört Kritik Cephede Türk Barikatı"
Analizde adı geçen dört ülkedeki mevcut askeri ve siyasi denge incelendiğinde, İsrailli yazarın "meydan okuma" olarak nitelendirdiği tablonun sahada somut karşılıkları bulunuyor:
Suriye ve Irak: ABD'nin bölgedeki varlığına ve PKK/YPG/DAEŞ gibi örgütlere yönelik planlarına rağmen Türkiye, gerçekleştirdiği sınır ötesi harekatlar ve kalıcı üslenme stratejisiyle kuzey hattında bir "güvenlik kuşağı" oluşturdu. Bu durum, İsrail’in bölgede arzuladığı parçalanmış yapı senaryolarını baltalıyor.
Libya: Türkiye'nin 2020'deki askeri müdahalesi ve Trablus hükümetiyle imzaladığı Deniz Yetki Alanları Anlaşması, Doğu Akdeniz’deki dengeleri kökten değiştirdi. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türkiye'yi dışarıda bırakarak inşa etmeye çalıştığı enerji ve güvenlik mimarisi, Türk Deniz Kuvvetleri'nin Libya'daki konuşlanmasıyla bypass edilmiş durumda.
Somali: Son dönemde Türkiye ile Somali arasında imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Protokolü, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne Somali deniz sularında koruma ve devriye yetkisi verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde işaret ettiği üzere, İsrail'in "Somaliland'i tanıma" hamleleri ve Afrika Boynuzu'nu istikrarsızlaştırma girişimleri, Türkiye’nin Mogadişu’daki devasa askeri eğitim üssü ve deniz gücü kalkanı ile doğrudan karşı karşıya geliyor.
"İbrahim Anlaşmaları" Küresel Güç Mücadelesine Çarpıyor
İsrail basını, özellikle ABD destekli "İbrahim Anlaşmaları" (Abraham Accords) temelinde yükselen ve Arap dünyası ile Tel Aviv'i birleştirmeyi hedefleyen yeni bölgesel paktın en büyük yapısal engelinin Türkiye olduğunu gizlemiyor.
Son dönemde İsrail çevrelerinde Türkiye’nin yükselen askeri kapasitesi ve özellikle kendi kendine yeten savunma sanayisi (İHA/SİHA teknolojileri, balistik füze sistemleri) sebebiyle "yeni bir stratejik tehdit odak noktası" olarak konumlandırılması dikkat çekiyor.
Ankara, Batı’nın ve Tel Aviv'in bölgede oluşturmaya çalıştığı güç vakumuna karşı, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle dengeli bir rasyonalite yürüterek karşı hamlelerini derinleştiriyor.
Analistler, The Jerusalem Post'un bu çıkışını, Batı bloku ve İsrail'in Orta Doğu'da uzun vadeli planlar yaparken artık Türkiye faktörünü "göz ardı edilemez askeri bir süper güç" olarak ajandalarına kaydetmek zorunda kaldıklarının açık bir kanıtı olarak yorumluyor.
KAYNAK: https://www.jpost.com/
