Ukrayna-Rusya Savaşı Nereye Gidiyor?

 

 

 

 

Moskova’ya Savaşın Başından Bu Yana En Büyük İHA Saldırılarından Biri: Ukrayna-Rusya Savaşı Nereye Gidiyor?

 

Naci HANPOLAT- 18.06.2026

 

Rusya-Ukrayna savaşının yakın zamanda durulacağına ilişkin beklentilerin aksine, çatışmalar her geçen gün daha fazla can almaya ve daha büyük yıkımlara yol açmaya devam ediyor.

 

Ukrayna’nın dün gece çok sayıda insansız hava aracıyla Moskova’ya yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, savaşın başlangıcından bu yana Rusya’nın başkentini hedef alan en kapsamlı operasyonlardan biri olarak değerlendiriliyor. Rus hava savunma sistemlerinin tamamını engelleyemediği saldırılarda çeşitli hedeflerin vurulduğu, çok sayıda yangının meydana geldiği ve şehir genelinde ciddi bir alarm yaşandığı bildirildi.

 

Aşağıda paylaştığımız görüntülerde de görülebileceği üzere saldırıların etkisi, Rus vatandaşlarının cep telefonlarıyla kaydettiği görüntülere de yansıdı. Bu videolar, savaşın artık yalnızca cephe hattında yaşanan bir mücadele olmaktan çıktığını, Rus toplumunun da çatışmanın sonuçlarını giderek daha doğrudan hissetmeye başladığını gösteriyor.

 

Gerçekte Kim Kiminle Savaşıyor?

 

Bu savaş, yalnızca Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan yerel bir çatışma olarak okunamaz. Görünen taraflar Moskova ve Kiev olsa da madalyonun arkasında, NATO öncülüğündeki Batı dünyası ile Rusya arasındaki küresel güç mücadelesi bulunuyor. Ukrayna, büyük güçlerin bu tarihî hesaplaşmasının tam merkezinde yer alırken; cephede hayatını kaybeden binlerce asker ve sivil, bu devasa jeopolitik satrancın en ağır bedelini ödeyen taraf oluyor.

 

Batı dünyası açısından bu süreç üç temel amaca hizmet ediyor:

 

1- Kremlin'i İçeriden Zayıflatmak: 


Rusya'yı uzun vadeli bir yıpranma savaşıyla tüketmek, ülke içinde ekonomik olarak darboğaza giren kitlelerin tepkisini tetiklemek ve nihayetinde mevcut yönetime alternatif bir iktidar alanı açmak.

 

2- Kırılması İmkânsız Bir "Rus Fobisi" İnşa Etmek:

Ukrayna halkında nesiller boyu sürecek derin bir Rus karşıtlığı geliştirerek bu iki toplumun bir daha bir araya gelebilme ihtimalini engellemek ve Ukrayna'nın Batı blokuna tam entegrasyonunu kalıcı kılmak.

 

3- Kamuoyunu Küresel Savaşa Konsolide Etmek:

Kendi toplumlarını "Rusya tehdidi" üzerinden teyakkuzda tutmak; savunma sanayi bütçelerini dramatik şekilde artırmak ve güvenlik eksenli politikalara meşruiyet devşirmek.

 

Kremlin’in Stratejik Hesap Hatası

 

Savaşın ilk dönemlerinde Kremlin’in yaptığı en büyük stratejik hata, Ukrayna toplumunun direnç kapasitesini hafife almak oldu. 

 

Moskova yönetiminin, Ukrayna halkındaki milliyetçi refleksleri ve topyekûn bir işgale karşı ortaya çıkabilecek sivil/askeri reaksiyonu doğru öngöremediği bugün daha net anlaşılıyor. Batılı ülkelerin sağladığı devasa mali ve askeri lojistiğin savaşın seyrini değiştirdiği bir gerçek; ancak Ukrayna halkının canı pahasına sergilediği kararlı direnişi görmezden gelmek de mümkün değil.

 

Ancak gelinen noktada, savaşın taraflardan herhangi birinin mutlak askeri zaferine zemin hazırlamadığı da tescillenmiş durumda. Cephedeki kilitlenme sürerken, iki tarafın da birbirini tamamen mağlup edemeyeceği gerçeği netleşiyor. Bu nedenle mevcut cephe hatlarının fiili birer referans noktası kabul edilerek savaşın dondurulması ve siyasi çözüm arayışlarına öncelik verilmesi tezi giderek güç kazanıyor.

 

Çıkış Yolu: Ankara'nın Arabuluculuğu ve Masaya Dönüş

 

Rusya'nın içine sürüklendiği maliyetli savaş döngüsünden çıkabilmesi için askeri ısrardan ziyade diplomatik kanallara ağırlık vermesi en rasyonel seçenek olarak öne çıkıyor. Nitekim son dönemde Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'nin doğrudan müzakere ve liderler düzeyinde görüşme çağrıları da bu açıdan dikkat çekici. 

 

Zelenskiy'nin Putin'e gönderdiği son mektup ve diyalog çağrısı, savaşın geldiği çıkmaz düşünüldüğünde yeni bir diplomatik fırsat olarak değerlendirilebilirdi. Ancak sahadaki çatışmaların tırmanması ve tarafların hâlâ askeri yöntemlerle daha avantajlı bir konuma ulaşabileceklerine inanmaları, bu tür girişimlerin somut sonuç üretmesini zorlaştırıyor.

 

Buna rağmen savaşın mevcut seyri, er ya da geç tarafları yeniden müzakere masasına dönmeye zorlayacak gibi görünüyor. Üstelik bu süreçte Pekin'in de Moskova'nın beklediği ölçüde koşulsuz ve sınırsız bir müttefiklik profili çizmediği, daha çok denge siyaseti izlediği görülüyor. 

 

Rusya için dış dünyada rasyonel diplomatik zemin bu denli daralmışken, jeopolitik tablo içerisinde Türkiye'nin önemi ayrıca dikkat çekiyor. Savaş boyunca tarafları aynı masada buluşturabilen ender aktörlerden biri olan Ankara, olası bir ateşkes ve müzakere sürecinde yine kritik bir rol oynayabilir.

 

Sonuç: Ağır Bedeller Ödemeye Devam Etmektense  Rasyonel Olanı Tercih Etmek

 

Dördüncü yılını geride bırakan ve beşinci yılına giren bu savaş, taraflardan birinin kesin zaferine değil, her iki tarafın da ağır bedeller ödemesine yol açtı.

 

Gelinen noktada Putin'in, savaşın uzamasının Rusya'ya sağlayabileceği muhtemel kazanımların, beraberinde getirdiği ağır maliyetleri karşılayıp karşılamadığını yeniden sorgulaması ve bu durumu yeniden değerlendirmesi gerekiyor.

 

Savaşın uzaması çözüme katkı sunmadığı gibi yalnızca daha fazla can kaybına, ekonomik zarara, altyapı yıkımına ve bölgesel istikrarsızlığa yol açacaktır.

 

Aşılması gereken en büyük ve temel sorun olan egemenlik ve toprak anlaşmazlıkları, bugün bir çözüme kavuşturulamasa bile ilerleyen yıllarda müzakereler yoluyla ele alınabilir. Ancak bunun ilk ve mutlak şartı, silahların susmasıdır.

 

Rusya ve Ukrayna'nın Türkiye'nin arabuluculuğunda yeniden müzakere masasına dönmesi; yalnızca iki ülke için değil, Karadeniz havzası ve bölgesel istikrar açısından da bugün en makul seçenek olarak görünüyor. Aksi halde Moskova semalarında görülen yangınlar da, Ukrayna şehirlerindeki yıkım da uzun yıllar boyunca bu savaşın gerçek anlamda bir kazananı olmadığını hatırlatmaya devam edecek.

Özet
:
Naci HANPOLAT - Rusya-Ukrayna savaşı, yalnızca bu iki ülke arasında yaşanan yerel bir çatışma olarak okunamaz. Görünen taraflar Moskova ve Kiev olsa da madalyonun arkasında, NATO öncülüğündeki Batı dünyası ile Rusya arasındaki küresel güç mücadelesi bulunuyor. Ukrayna, büyük güçlerin bu tarihî hesaplaşmasının tam merkezinde yer alırken; cephede hayatını kaybeden binlerce asker ve sivil, bu devasa jeopolitik satrancın en ağır bedelini ödeyen taraf oluyor.
Resim
Türkçe
X