ABD ve Batı’yı Zorlayan Körfez Krizi: Çin, Rusya ve İran Stratejik Hamleleri
ABD ve Batı’yı Zorlayan Körfez Krizi: Çin, Rusya ve İran Stratejik Hamleleriyle Masada
ABD ve Batı ülkelerinin Orta Doğu’daki enerji ve jeopolitik dengeleri kontrol etme çabaları, Çin, Rusya ve İran’ın stratejik iş birliğiyle ciddi bir sınavdan geçiyor. Küresel güvenlik ve enerji analisti Pepe Escobar, son analizlerinde bu üç ülkenin savaş ve enerji koridorlarında nasıl birlikte hareket ettiğini ayrıntılarıyla aktardı.
Çin’in İran ile iş birliği
Escobar’a göre Çin ve İran, 400 milyar dolarlık 25 yıllık enerji ve altyapı anlaşmasıyla birbirine sıkı sıkıya bağlı. Hürmüz Boğazı’ndaki Batı kaynaklı panik ve sigorta çekilmeleri nedeniyle neredeyse kapalı olan koridorda, Çin’e ait tankerler güvenli geçiş hakkı elde etti. Bu sayede Çin, İran’dan gelen ham petrolün %90’ına erişebiliyor ve Körfez’den enerji akışı büyük ölçüde kontrol altında.
Çin’in Liaowang-1 istihbarat ve gözetleme gemisi ile 300’den fazla Jilin-1 uydusu, İran’a ABD ve Batı güçlerinin hareketlerini anlık izleme ve hedefleme desteği sağlıyor. Bu sayede İran, ABD 5. Filosu’nun Bahreyn’deki kritik altyapısını hedef alarak başarılı saldırılar gerçekleştirdi. Çin, sahaya tek bir asker göndermeden stratejik partnerine destek veriyor; bütün operasyon tamamen istihbarat ve uzay tabanlı veri üzerinden yürütülüyor.
Rusya’nın İran’a desteği
Rusya ise Çin’den farklı olarak doğrudan istihbarat ve hava savunma desteği sağlıyor. Rus teknik ekipler, İran’ın füzelerinin ve insansız hava araçlarının hedefe hassas şekilde ulaşmasını sağlamak için eğitim ve koordinasyon sağladı. Üstelik Rusya, İran’a Geran-3 ve Geran-5 insansız hava araçları ve ileri teknoloji füzeler temin etti.
Rusya’nın sağladığı istihbarat sayesinde İran, ABD ve Batı’nın saldırı planlarını önceden öğrenebildi. Bu stratejik ortaklıkta herhangi bir resmi askeri antlaşma yok; iş birliği tamamen çok katmanlı stratejik koordinasyon ve ortak çıkar temelli yürütülüyor.
Hindistan ve BRICS’in çarpıcı rolü
BRICS üyesi Hindistan ise bu dönemde İran’a karşı sadakat göstermedi. Escobar, Hindistan’ın hem BRICS zirvesi başkanlığı yaparken hem de Batı ile savunma anlaşmaları imzalayarak hem İran hem de diğer BRICS üyelerini hayal kırıklığına uğrattığını belirtiyor. Hindistan’ın, İran’ın bombalandığı dönemde ABD ve İsrail ile askeri koordinasyon sağlaması ve resmi kınama açıklaması yapmaması, BRICS içinde ciddi bir güven krizine yol açtı.
Rusya ve Çin’in aksine Hindistan, İran’a enerji ve güvenlik desteği sağlamaktan kaçındı. Bu durum, BRICS’in geleceğini tartışmalı hale getirirken, Escobar Hindistan’ın bu tutumunun “geçici veya kalıcı BRICS çöküşü” riskini artırdığını belirtiyor.
Enerji ve ekonomik sonuçlar
Escobar, Çin ve İran’ın birlikte hareket etmesinin küresel enerji piyasasında da köklü değişikliklere yol açtığını vurguluyor. Çin’in hâlihazırda İran’dan yuan üzerinden ticaret yapması ve Körfez’den enerji akışını güvence altına alması, Batı’nın enerji ve finansal hegemonya stratejilerini zayıflatıyor. Rusya da LNG ve petrol arzını Asya’ya yönlendirerek enerji piyasasından ciddi kazanç sağlıyor.
Sonuç olarak, Escobar’a göre Hürmüz Boğazı’nın fiili kontrolü, ABD ve Batı için büyük bir kayıp anlamına gelirken; Çin, Rusya ve İran, stratejik, ekonomik ve askeri iş birliği ile avantaj sağlıyor. BRICS’in geleceği ise Hindistan’ın tutumu ve Güney-Güney iş birliği eksenine bağlı olarak yeniden şekillenecek.
KAYNAK: https://sovereignista.com/