Batı Medyasında İran Olayları Nasıl Çarpıtılıyor

 

 

 

 

 

BATI MEDYASINDA İRAN OLAYLARINI ÇARPITMA OPERASYONLARI

 

Batı medyası, İran’daki ölümcül isyanları aklarken ABD hükümeti tarafından finanse edilen STK’lara dayanıyor

 

 

MAX BLUMENTHAL VE WYATT REED · 12 OCAK 2026


 

İran şehirlerini saran ölümcül isyanlar sürerken, Batı medyası şok edici şiddet dalgasını görmezden geliyor ve bunun yerine ABD hükümeti tarafından finanse edilen STK’lardan gelen verilere dayanıyor. Bu tek taraflı anlatı, Trump’ı ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırılarına onay vermenin eşiğine getirmeye yardımcı oldu.

 

Batı medyası, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından “büyük ölçüde barışçıl” olarak tanımlanan protestocuların İran genelinde kullandığı terörist taktikleri gösteren giderek artan video kanıtlarını görmezden geldi. Hem İran devlet medyası hem de hükümet karşıtı güçler tarafından yayımlanan son videolar, silahsız güvenlik görevlilerinin kamuya açık linç edilmesini, camilerin ateşe verilmesini, belediye binalarına, pazar yerlerine ve itfaiye istasyonlarına yönelik kundaklama saldırılarını ve silahlı çetelerin İran şehirlerinin merkezinde ateş açmasını gözler önüne seriyor.

 

Buna karşın Batı medyası neredeyse tamamen İran hükümetine atfedilen şiddete odaklandı. Bunu yaparken, ABD hükümetinin rejim değişikliği kolu olan Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) tarafından finanse edilen ve yönetim kurulları kararlı yeni muhafazakârlarla dolu olan İran diasporası gruplarının derlediği ölüm sayılarına büyük ölçüde bel bağladı.

 

NED, 2023 boyunca İran şehirlerini dolduran ve Batı medyası ile insan hakları STK’ları tarafından görmezden gelinen korkunç şiddet eylemlerini de içeren “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestolarını ilerletmekle övündü. Bugün NED, İran içindeki kaosu körüklemeye çalışan istihbaratla bağlantılı aktörler arasında yalnız değil.

 

Mossad olarak bilinen İsrail’in casusluk ve suikast teşkilatı, Twitter/X üzerindeki resmî Farsça hesabından İranlıları rejim değişikliği faaliyetlerini tırmandırmaya çağıran bir mesaj yayımladı ve sahada onları destekleyeceğini taahhüt etti.

 

“Birlikte sokaklara çıkın. Zamanı geldi,” diye talimat verdi Mossad İranlılara. “Sizinleyiz. Sadece uzaktan ve sözle değil. Sahada sizinleyiz.”

 

 

Terör yoluyla Tahran’ı devirmek

 

 

Protestolar, Ocak 2026’nın başlarında İran’da, Batı yaptırımlarının tetiklediği artan enflasyon oranlarına karşı sokağa çıkan esnafla başladı. İran hükümeti çarşı protestolarına anlayışla yaklaştı ve onlara polis koruması sağladı. Ancak bu gösteriler kısa sürede dağıldı; İsrail’den ABD’ye kadar çeşitli hükümetler ve kendini “Veliaht Prens” ilan eden, devlet çalışanlarını ve devlet medyasını “meşru hedefler” olarak nitelendiren Rıza Pehlevi tarafından teşvik edilen hükümet karşıtı unsurlar bu anı şiddetli bir isyan başlatmak için kullandı.

 

9 Ocak’ta Meşhed kenti, hükümet karşıtı güçlerin itfaiye istasyonlarını ateşe vererek itfaiyecileri diri diri yaktığı, otobüsleri kundakladığı, belediye çalışanlarına saldırdığı, metro istasyonlarını tahrip ettiği ve yerel belediye yetkililerine göre 18 milyon dolardan fazla hasara yol açtığı en yoğun isyanlardan bazılarına sahne oldu.

 

Hükümet karşıtı isyancıların 3 yaşındaki Melina Asadi’yi vurarak öldürdüğü Kirmanşah’ta, militan gruplar polis üzerine otomatik silahlarla ateş açarken görüntülendi. Hemedan’dan Lorestan’a kadar uzanan şehirlerde ise isyancılar, yağmalarını engellemeye çalışan silahsız güvenlik görevlilerini döverek öldürdükleri anları kendileri kayda aldı.

 

10 Ocak’ta İran’ın merkezindeki bir şehirden, isyancıların bir halk otobüsüne saldırıp ateşe verdiklerini gösteren görüntüler ortaya çıktı.

 

Bu sırada Tahran’da isyancı kalabalıklar tarihi Abazar Camii’ne saldırarak içini yaktı; diğerleri ise Sarableh Ulu Camii’nde ve Huzistan’daki Muhammed bin Musa el-Kazım Türbesi’nde kundaklama saldırıları düzenleyerek Kur’an nüshalarını yaktı.

 

İsyancılar Karaj kentinin merkezindeki büyük bir belediye binasını ateşe verirken, Reşt’in merkezindeki pazar yerini tamamen yaktı. Borujen’de ise hükümet karşıtı holiganların, yağma ve yıkımla geçen bir gecede antik metinlerle dolu tarihi bir kütüphaneyi ateşe verdiği bildirildi.

 

Bu olayların hiçbiri, İran Dışişleri Bakanlığı’nın İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya büyükelçilerini isyancıların gerçekleştirdiği şiddetin görüntülerini bizzat izlemeye zorlamasına rağmen, Batılı medya kuruluşları ya da hükümetlerden herhangi bir tepki almadı.

 

İran hükümetine göre, olaylar sırasında 100’den fazla polis ve güvenlik görevlisi öldürüldü. Ancak Washington merkezli ve ABD hükümeti tarafından finanse edilen iki İranlı STK, hükümet tarafındaki ölü sayısını çok daha düşük gösterdi. Bu gruplar, Batı medyasının protestolar konusundaki başlıca kaynakları hâline geldi.

 

 

Rejim değişikliği için lobicilik yapanlar gündemi belirliyor

 

 

İran’daki ölü sayısını değerlendirirken, ABD ve Avrupa’daki medya kuruluşları Washington merkezli ve ABD hükümetinin Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) tarafından finanse edilen iki STK’ya bel bağladı: İran’da İnsan Hakları için Abdurrahman Boroumand Merkezi ve İran’daki İnsan Hakları Aktivistleri.

 

NED’in 2024 tarihli bir basın bülteni, İran’da İnsan Hakları için Abdurrahman Boroumand Merkezi’ni açıkça “Ulusal Demokrasi Vakfı’nın (NED) bir ortağı” olarak tanımladı.

 

Öte yandan, İran’daki İnsan Hakları Aktivistleri’nin 2021 tarihli bir açıklamasında, grubun 2010’da İran hükümeti tarafından CIA ile bağlantılı olmakla suçlanmasının ardından “ağını genişlettiği ve ABD merkezli, hükümet dışı ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Ulusal Demokrasi Vakfı’ndan (NED) mali yardım almaya karar verdiği” belirtiliyordu.

 

NED, Reagan yönetiminin CIA Direktörü William Casey’nin gözetiminde, ABD istihbarat servislerine duyulan yaygın güvensizliğe rağmen hükümetin yurt dışında müdahalelerde bulunmaya devam edebilmesini sağlamak amacıyla kuruldu. Kurucularından Allen Weinstein’ın meşhur itirafı şuydu: “Bugün yaptıklarımızın çoğu, 25 yıl önce CIA tarafından gizlice yapılıyordu.”

 

NED’den aldığı fonları belirtmemesine rağmen, Washington Post ve ABC News, İran protestolarına dair haberlerinde Abdurrahman Boroumand Merkezi’ne geniş yer verdi. Merkezin yönetim kurulunda, modern yeni muhafazakârlığın belki de en önemli manifestosu olan Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi’nin kuruluş mektubunu imzalayan ideolog Francis Fukuyama yer alıyor.

 

“İran’daki İnsan Hakları Aktivistleri” adlı manidar isimli kuruluşun rakamları ise daha da yaygın biçimde dolaşıma sokuldu. STK’nın son olarak açıkladığı 544 kişilik tahmini ölü sayısı, siyasi yelpazenin her kesiminden onlarca ABD ve İsrail ana akım medya kuruluşu ile Dropsite tarafından aktarıldı. “Gölge CIA” olarak anılan istihbarat şirketi Stratfor da, “İran’daki Protestolar ABD ve/veya İsrail Müdahalesi İçin Bir Pencere Sunuyor” başlıklı makalesinde bu STK’ya atıfta bulundu.

 

Protestolardaki kesin can kaybı sayısını belirlemek hâlâ zor olsa da, internetteki çeşitli etkileyiciler bu bilgi boşluğunu abartılı ve şüpheli kaynaklı iddialarla doldurdu. Bu propagandacılar arasında, “İslam rejiminin güçleri tarafından öldürülen İranlı protestocuların sayısı artık 6.000’i aştı!” diye övünen ve sözde “istihbarat topluluğundan bir kaynağa” dayanan Yahudi üstünlükçüsü ve Trump’a yakın isim Laura Loomer da yer alıyor.

 

Dijital bahis platformu Polymarket de, kaynak göstermeden “10.000’den fazla” kişinin “İran güçlerinin protestoculara otomatik tüfeklerle ateş açması sonucu” öldürüldüğünü iddia ederek ölü sayısını şişirdi ve İran’ın beş büyük şehrinden üçünün “neredeyse tamamen kontrolünü kaybettiğini” yanlış biçimde öne sürdü.

 

Son aylarda Polymarket, ABD’nin Karakas’a yönelik son askeri saldırısı ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılması gibi siyasi gelişmelere dair önceden bilgi sahibi olan kişilerin yüz binlerce dolar kazanmasına olanak tanımasıyla ün kazandı. Kendini “dünyanın en büyük tahmin piyasası” olarak tanımlayan platform, yapay zekâ savaş baronu Peter Thiel’in büyük yatırımıyla kuruldu ve şu anda Donald Trump Jr.’ı danışman olarak bünyesinde barındırıyor.

 

Açıkça şişirilmiş ölüm sayılarını yayarak, rejim değişikliği aktivistleri ve Trump’ın yandaşları, safdil olduğu bilinen başkanı Tahran’a yönelik yeni bir askeri saldırı başlatmaya kışkırtıyor gibi görünüyor.

 

Stratfor, 7 Ocak tarihli protesto değerlendirmesinde İran sokaklarındaki kaosu savaş için cazip bir fırsat olarak tanımlayarak şöyle yazdı: “Rejimi devirmesi pek olası olmasa da, süregelen huzursuzluk İsrail ya da ABD’nin, protestoları teşvik ederek dolaylı yoldan ya da İran liderlerine karşı doğrudan askeri eylemle, İran hükümetini daha da istikrarsızlaştırmaya yönelik gizli ya da açık faaliyetler yürütmesinin önünü açabilir.”

 

Ancak CIA ile çalışan bu yüklenici, “İran’a yönelik yeni askeri saldırıların, 2025’teki ABD ve İsrail saldırılarından sonra gözlemlenen bir örüntüye benzer şekilde, daha geniş bir İran milliyetçiliği ve birlik gösterisine yol açarak mevcut protesto hareketini muhtemelen sona erdireceğini” de kabul etti.

 

 

“Emniyet kilidi açık, hazırız”

 

 

İran’daki son hükümet karşıtı protesto dalgası, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ABD Başkanı Donald Trump dâhil olmak üzere birçok Batılı liderden beklenildiği üzere güçlü destekler aldı.

 

“Eğer İran [yazım hatasıyla] barışçıl protestocuları vurur ve şiddetle öldürürse — ki bu onların âdetidir — Amerika Birleşik Devletleri onların imdadına yetişecektir,” diye ilan etti Trump. “Emniyet kilidimiz açık, gitmeye hazırız.”

 

Günler sonra Trump İran’ı yeniden tehdit etti: “Onları vurmaya başlamasanız iyi olur — çünkü biz de vurmaya başlarız.” Ardından 12 Ocak’ta Trump, İran’la ticaret yaptığı tespit edilen herhangi bir ülkenin ABD ile yaptığı mal ticaretine yüzde 25 gümrük vergisi uygulanacağını ilan etti.

 

Şimdi Trump’ın siber savaştan hava saldırılarına kadar uzanan seçenekleri değerlendirerek bir saldırıyı düşündüğü bildiriliyor. Ancak hükümet karşıtı protestoların temposu yavaşlamış görünüyor ve büyük şehirlere görece bir sükûnet geri dönüyor.

 

Toz duman dağılırken, milyonlarca İran vatandaşı Tahran’dan Meşhed’e kadar uzanan şehirlerde sokaklara dökülerek isyanlara duydukları öfkeyi dile getiriyor, rejim değişikliği saldırısını körüklemeye yardımcı olan yabancı unsurları kınıyor ve hükümete desteklerini ilan ediyor. Ancak Batı’daki haber merkezlerinde, bu İranlı göstericilerin sesine yer vermek yasaklıymış gibi görünüyor.

 

KAYNAK: https://thegrayzone.com/

Özet
:
İran şehirlerini saran ölümcül isyanlar sürerken, Batı medyası şok edici şiddet dalgasını görmezden geliyor ve bunun yerine ABD hükümeti tarafından finanse edilen STK’lardan gelen verilere dayanıyor. Bu tek taraflı anlatı, Trump’ı ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırılarına onay vermenin eşiğine getirmeye yardımcı oldu.
Resim
Türkçe
X