İran'ın Riyad Büyükelçisi "Orta Doğu'da 'Post-Hegemonik' Yeni Güvenlik Mimarisi Şekilleniyor"

 

 

 

 

İRAN VE ABD ARASINDA TARİHİ MUTABAKAT İLE ORTA DOĞU’DA "POST-HEGEMONİK" YENİ GÜVENLİK MİMARİSİ ŞEKİLLENİYOR

 

İran’ın Riyad Büyükelçisi Ali Rıza Enayati, 40 gün süren savaşın ardından İran ve ABD arasında imzalanan 14 maddelik mutabakat zaptını değerlendirdi. Büyükelçi Enayati, bölgede dış güçlerin müdahalesinden uzak, eşitlikçi ve çok taraflı iş birliğine dayalı yeni bir bölgesel düzenin dört temel sütununu açıkladı.

 

RİYAD / TAHRAN — İran İslam Cumhuriyeti’nin Suudi Arabistan Krallığı nezdindeki Büyükelçisi Ali Rıza Enayati tarafından kaleme alınan analize göre, Orta Doğu bölgesinde onlarca yıldır hüküm süren geleneksel bölgesel düzen, köklü bir kırılma ve dönüşüm sürecinden geçiyor. 

 

Hafta başında İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında savaşı sona erdirmeyi amaçlayan 14 maddelik bir mutabakat zaptının (MoU) imzalanması, bu dönüşümün en somut adımı olarak kayıtlara geçti. Bölgedeki birçok ülkenin, anlaşmanın güvence altına alınmasında ve gerekli siyasi zeminin hazırlanmasında yoğun diplomatik çabalar harcayarak kritik bir rol oynadığı belirtildi.

 

Söz konusu diplomatik hamleler, küresel güvenliği doğrudan etkileyen bu kritik bölgedeki istikrarın önemine dair ortak bir anlayışı yansıtıyor. 

 

Büyükelçi Enayati, yaşanan süreci şu sorularla tartışmaya açıyor:

 

"İran’a dayatılan Amerikan savaşı ve bunun bölgesel yansımaları, onlarca yıldır bildiğimiz geleneksel bölgesel düzen için bir gerileme mi teşkil ediyor; yoksa önceki sistemin temellerinin yeniden değerlendirilmesini yansıtarak yeni bir düzenin şekillenmesinde bir dönüm noktasına mı işaret ediyor? 

 

Böyle dönüm noktası niteliğindeki tarihi bir momentte, çabaların herkes için güvenlik ve istikrara dayalı, ekonomik büyüme ve kalkınmaya daha fazla vurgu yapan yeni bir bölgesel düzen inşa etmeye yönlendirilmesi gerekmez mi?"

 

 

Yeni Bölgesel Düzenin Dört Temel Özelliği

 

Teorik çerçevede, 40 gün süren savaşın ardından ortaya çıkan yeni düzen, kendisini eskisinden ayıran dört ana temel özellikle tanımlanıyor:

 

1. Kutupsuz Çerçeve ve Eşitlikçi İş Birliği: 

 

Yeni bölgesel düzen, bir bloğu diğerine karşı konumlandıran eski kutuplaşma kalıplarından uzaklaşarak, bölge devletleri arasındaki çok taraflı iş birliğinin eşitliğe dayandığı "kutupsuz" bir çerçeve üzerine inşa edilmektedir. Önerilen bu düzen, herhangi bir dışlama olmaksızın ve sürdürülebilir bir karşılıklı bağımlılık çerçevesinde sekiz kurucu devlet tarafından taşınmaktadır. Bu modelde bölgesel güvenlik ortak bir sorumluluk olup, dış güçlerin doğrudan bir rolü bulunmamaktadır; dış aktörlerin sisteme ancak iş birliği yoluyla dahil olması öngörülmektedir.

 

2. Siyasi Çözümlerin Önceliği ve Sürdürülebilir Barış: 

 

Yaşanan geniş gerçekliği yalnızca 40 günlük savaş parantezine indirgemek yerine, bölgedeki tüm çözülmemiş sorunların ele alınmasında siyasi çözümlerin ön planda tutulması gerekmektedir. Diğer çatışmalar çözülmeden ve ekonomik yaptırımlar tamamen kaldırılmadan kalıcı barış ve istikrarın sağlanması mümkün değildir.

 

3. Jeopolitik Odaktan Ekonomik Ortaklığa Geçiş: 

 

Bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerin, özellikle zayıf seyreden ekonomik ortaklıklar göz önüne alındığında, aşırı jeopolitik temellere sıkıştırılmasının ötesine geçilmelidir. Ticaretin güçlendirilmesi, bölgesel devletler arasında ekonomik iş birliğinin genişletilmesi ve kalkınma projelerine daha fazla öncelik verilmesi, gelecekteki tüm çözümlerin başarı marjını belirleyecektir.

 

4. Güvenlik ve Kalkınmada Ortak Kader Bilinci: 

 

Bölge ülkelerinin güvenlik ve kalkınma konularındaki ortak kaderine saygı gösterilmesi hayati önem taşımaktadır. Bölgenin bir tarafında sağlanan istikrar, bir başka tarafındaki istikrarsızlık pahasına inşa edilemez. Savaş deneyimi, güvenliğin bölünmez bir bütün olduğunu, tüm devletlerin bu güvenliğin korunmasına katkıda bulunması ve ondan eşit şekilde yararlanması gerektiğini net bir biçimde göstermiştir.

 

"Siyonist Rejimin Bu Denklemde Yeri Yoktur"

 

Analizde, meşru çıkarlar doğrultusunda bölgedeki gelişmelerle bölgesel ve uluslararası düzeyde karşılıklı bağımlılık için geniş bir alan olduğu kabul edilmekle birlikte, kırmızı çizgiler de net bir şekilde çiziliyor. Büyükelçi Enayati, "Siyonist oluşumun" (İsrail) bu denklemlerde yerinin olmaması gerektiğini savunarak şu ifadeleri kullanıyor:

 

"Diğer devletlerin aksine bu yapı, bölgenin doğal bir parçası değildir. Aksine, Filistinlilere karşı uygulanan bir apartheid (ırk ayrımcılığı) sistemi vasıtasıyla dayatılan ve tüm bölgede krizler üretmeyi amaçlayan sömürgeci bir projedir."

 

Sonuç olarak, bölgenin karşı karşıya olduğu güvenlik ikilemini aşabilmesi için önceki düzeni geride bırakması; kutupsuzluğa, tüm anlaşmazlıkların barışçıl çözümüne, ortak kaderin tanınmasına ve kendi öz kabiliyetlerine dayanmaya daha fazla öncelik vermesi gerektiği ifade ediliyor.

 

İran'dan Komşularına ve Suudi Arabistan'a İş Birliği Çağrısı

 

Yeni bir güvenlik sistemi inşa etme noktasında belirlenen hedeflere ulaşmak adına İran İslam Cumhuriyeti, komşularıyla iş birliğine hazır olduğunu ilan etti. 

 

Metnin kapanışında, özellikle Suudi Arabistan Krallığı ile ortak çalışmaya hazır olunduğu belirtilerek; bölge ülkelerinin ekonomik ve ticari büyümeden yararlanacağı, gelecek nesillerin refah ve huzurunu güvence altına alacak daha parlak bir geleceğin birlikte inşa edilmesi çağrısında bulunuldu.

 

KAYNAK: https://arabnews.com/

Özet
:
İran’ın Riyad Büyükelçisi Ali Rıza Enayati, 40 gün süren savaşın ardından İran ve ABD arasında imzalanan 14 maddelik mutabakat zaptını değerlendirdi. Büyükelçi Enayati, bölgede dış güçlerin müdahalesinden uzak, eşitlikçi ve çok taraflı iş birliğine dayalı yeni bir bölgesel düzenin dört temel sütununu açıkladı.
Resim
Türkçe
X