ABD–İran Görüşmelerine Körfez Freni: Donald Trump’a Güven Yok


 

 

 

 

Körfez Ülkelerinden ABD–İran Görüşmelerine Soğuk Yaklaşım: Trump’a Güvensizlik Derinleşiyor

 

The Guardian gazetesinde yayımlanan bir analize göre, Körfez ülkeleri arasında ABD ile İran arasında yürütüldüğü iddia edilen ateşkes görüşmelerine yönelik ciddi bir şüphe ve mesafe dikkat çekiyor. Bu tutumun temelinde ise Donald Trump yönetimine duyulan derin güvensizlik yatıyor.

 

Haberde, Trump’ın “güçlü görüşmeler yürütüyoruz” açıklamasının hemen ardından Katar’ın alışılmadık bir şekilde sürece dahil olmadığını vurgulaması öne çıkıyor. Katar hükümet sözcüsü Majed al-Ansari’nin “Eğer böyle görüşmeler gerçekten varsa” ifadesi, bölgedeki şüpheciliğin açık bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Oysa Katar, geçmişte İsrail-Hamas temaslarından Taliban görüşmelerine kadar birçok kritik müzakere sürecinde arabulucu rolüyle öne çıkmıştı.

 

Ancak mevcut süreçte Körfez ülkeleri, diplomatik masadan ziyade doğrudan çatışmanın etkilerini yaşayan taraflar haline gelmiş durumda. ABD’nin İran’a yönelik askeri saldırılarının, daha önce Umman öncülüğünde yürütülen nükleer müzakereleri iki kez sekteye uğratması, bölge ülkelerinde ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. Özellikle müzakereler sürerken gerçekleştirilen saldırılar, “barış söyleminin aslında askeri tırmanışın örtüsü olduğu” yönündeki endişeleri güçlendirdi.

 

Uzmanlara göre Körfez ülkelerinin temkinli duruşunun iki temel nedeni var: Birincisi, İran’ın füze ve İHA saldırıları nedeniyle ödedikleri ağır ekonomik ve güvenlik maliyeti. İkincisi ise Trump’ın barış söylemlerinin samimiyetine dair derin kuşkular. Eski Pentagon yetkilisi Bilal Saab, Körfez ülkelerinin geçmişte arabuluculuk çabalarının sonuçsuz kalmasından dolayı “yakıldıklarını” ve artık daha temkinli hareket ettiklerini belirtiyor.

 

Öte yandan, ABD ile İran arasında gerçekten kiminle müzakere edildiğinin belirsizliği de dikkat çekiyor. İran’da üst düzey isimlere yönelik suikastlar ve yeni liderlik yapısının kamuoyu önünde görünmemesi, karar alma mekanizmasının netliğini sorgulatıyor. İran tarafı ise Trump’ın sunduğu 15 maddelik planı “son derece mantıksız” bularak reddetti ve kendi alternatif teklifini gündeme getirdi.

 

Körfez başkentlerinde bir diğer önemli endişe ise olası müzakerelerin, yeni askeri operasyonların hazırlık aşaması olabileceği ihtimali. Bölge ülkeleri, geçmişte müzakere süreçlerinin saldırılarla sonuçlanmasını hatırlatarak, aynı senaryonun tekrarlanmasından çekiniyor. Bu nedenle, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırmasıyla birlikte “barış görüşmeleri” söylemine ihtiyatla yaklaşılıyor.

 

Stratejik açıdan bakıldığında Körfez ülkeleri için tablo oldukça karmaşık. Bir yandan İran rejiminin varlığını sürdürerek savaştan çıkması, özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü nedeniyle ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Diğer yandan, uzun süreli bir savaşın da bölge ekonomilerini zayıflatma ve kritik altyapıyı riske atma ihtimali bulunuyor.

 

Uzmanlar, bu nedenle Körfez ülkelerinin sadece ABD’ye güvenmek yerine doğrudan İran ile kendi müzakere kanallarını geliştirmesi gerektiğini savunuyor. Bölgesel aktörlerin, kendi güvenlik ve ekonomik çıkarlarını korumak için daha bağımsız bir diplomatik çizgiye yönelmesi gerektiği vurgulanıyor.

 

Sonuç olarak analiz, Körfez ülkelerinin mevcut süreçte “bekle-gör” stratejisi izlediğini, ancak gerçek ve güvenilir bir barış zemini oluşması halinde yeniden aktif rol almaya hazır olduklarını ortaya koyuyor. Buna karşın, mevcut koşullarda Trump yönetiminin girişimlerine duyulan güvensizlik, bölgesel diplomasinin önündeki en büyük engellerden biri olarak öne çıkıyor.

 

 

KAYNAK: https://www.theguardian.com/

Özet
:
The Guardian gazetesinde yayımlanan bir analize göre, Körfez ülkeleri arasında ABD ile İran arasında yürütüldüğü iddia edilen ateşkes görüşmelerine yönelik ciddi bir şüphe ve mesafe dikkat çekiyor. Bu tutumun temelinde ise Donald Trump yönetimine duyulan derin güvensizlik yatıyor.
Resim
Türkçe
X